Trigeminal nevraljide
enjeksiyon tedavisi

Trigeminal Nevralji’nin neden olduğu dayanılmaz ağrı atakları, ilaç tedavisine yanıt vermemeye başladığında veya ilaçların yan etkileri tolere edilemez hale geldiğinde, birçok hasta hemen büyük bir beyin ameliyatı (Mikrovasküler Dekompresyon – MVD) olmak istemeyebilir. Cerrahınız, bu iki uç arasında yer alan, daha az invaziv ancak etkili perkütan enjeksiyon tedavileri uygulayabilir. Bu yöntemlerin temel amacı, yanak üzerinden özel bir iğne ile ilerleyerek, trigeminal sinirin ana santrali olan “Gasser Ganglionu”‘na ulaşmak ve buradaki ağrı iletimini kontrollü bir şekilde bloke etmektir.

Bu prosedürlerin tamamı, yüzün duyusunu toplayan ve beyne ileten ana sinir düğümü olan Gasser Ganglionu’nu hedefler. Bu gangliona, yanakta, ağız köşesinin yanından girilen özel bir iğne ile, kafatası tabanında bulunan “foramen ovale” adı verilen doğal bir kemik delikten geçilerek ulaşılır. Bu yola ilk olarak 1912’de Avusturyalı nörolog Dr. Hartel tarafından tanımlandığı için “Hartel Tekniği” denir.

Gangliona ulaşıldıktan sonra, ağrı iletimini durdurmak için üç ana yöntemden biri kullanılır. Her birinin kendine özgü avantajları, dezavantajları ve risk profili vardır. RF termokoagülasyon, gliserol rizotomi, perkütan balon dekompresyonu bu yöntemler arasındadır.

 
Radyofrekans Termokoagülasyon (RFT) – Kontrollü Isı ile Ağrı Blokajı

Bu, perkütan yöntemler içinde en sık kullanılan ve sonuçları en öngörülebilir olanlardan biridir. İşlem, ameliyathane koşullarında, floroskopi rehberliğinde yapılır. Hasta hafif bir sedasyon altındadır ancak işlem sırasında hekimle iletişim kurabilecek kadar uyanıktır. Hartel tekniği ile, ucunda elektrot bulunan özel bir radyofrekans iğnesi foramen ovale’den geçirilerek Gasser Ganglionu’na yerleştirilir. Hekim, elektrota düşük dozda elektrik akımı vererek hastanın yüzünün hangi bölgesinde karıncalanma hissettiğini sorar. Bu test, iğnenin ucunun tam olarak ağrının olduğu sinir dalının (göz, yanak veya çene) lifleri üzerinde olduğunu doğrulamak için yapılır. Ayrıca, çiğneme kaslarında bir kasılma olup olmadığı da kontrol edilerek motor liflerin güvende olduğundan emin olunur. Doğru yer teyit edildikten sonra hasta kısa süreliğine daha derin uyutulur ve elektrotun ucu radyofrekans enerjisiyle yaklaşık 60-80°C’ye kadar ısıtılır. Bu kontrollü ısı, ağrıyı ileten sinir liflerinde bir lezyon (hasar) oluşturarak ağrı sinyallerini bloke eder. Hastaların %90-98‘inde işlemden hemen sonra ağrıda tam veya tama yakın bir rahatlama sağlar. Ancak ağrının tekrarlama (nüks) oranı zamanla artar; 3-5 yıl içinde hastaların yaklaşık %20-25’inde ağrı geri dönebilir. En önemli yan etkisi, işlem sonrası yüzde beklenen bir his kusuru (hipoestezi) oluşmasıdır. Birçok hasta için bu, şiddetli ağrıya tercih edilebilir bir durumdur. Nadiren, bu uyuşukluk rahatsız edici olabilir (“Anestezi Dolorosa“). Ayrıca, çiğneme kaslarında geçici zayıflık veya kornea (gözün saydam tabakası) refleksinde azalma gibi riskler de taşır (6).

Gliserol Rizotomi – Kimyasal Yolla Ağrı Blokajı

Bu teknik, sinir liflerini kimyasal olarak tahrip etmeyi hedefler. 1980’lerin başında İsveçli beyin cerrahı Lars Leksell tarafından popüler hale getirilmiştir. Yine floroskopi rehberliğinde, Hartel tekniği ile foramen ovale’den Gasser Ganglionu’nun bulunduğu alan bir iğne ile girilir. İğnenin doğru yerde olduğu, BOS sıvısının iğneden gelmesiyle teyit edilir. Ardından, hasta oturur pozisyona getirilerek, sinir liflerini kimyasal olarak tahrip eden saf gliserol enjekte edilir. İlk başarı oranı %90 civarındadır. Ancak ağrının tekrarlama oranı RF Termokoagülasyona göre daha yüksektir; 4 yıl içinde hastaların yaklaşık %50’sinde ağrı geri dönebilir. En önemli avantajı, yüzde kalıcı ve rahatsız edici his kusuru bırakma riskinin daha düşük olmasıdır. Genellikle hafif ve geçici bir his kaybı olur. Bu nedenle, özellikle yüzünde uyuşukluk istemeyen hastalar için iyi bir seçenek olabilir. Herpes (uçuk) reaktivasyonu sık görülen bir yan etkidir.

Perkütan Balon Kompresyonu – Mekanik Yolla Ağrı Blokajı

Bu yöntemde, sinir liflerine ısı veya kimyasal yerine mekanik bası uygulanır. Kısa süreli genel anestezi altında, foramen ovale’den geçirilen bir kateterin ucundaki küçük bir balon, Gasser Ganglionu’nun olduğu bölgede 1-2 dakika boyunca şişirilir. Bu mekanik bası, ağrıyı ileten sinir liflerini seçici olarak hasarlarken, dokunma duyusunu taşıyan ince lifleri daha çok korur. İlk başarı oranı %90‘ın üzerindedir. Ağrının tekrarlama oranı diğer yöntemler benzerdir. En önemli avantajı, işlemin teknik olarak daha basit olması ve uyanık hasta uyumu gerektirmemesidir. Ancak, işlem sonrası çiğneme kaslarında geçici zayıflık en sık görülen yan etkidir.

Bu üç perkütan yöntemin hiçbiri diğerine mutlak üstün değildir. Seçim, hastanın yaşına, genel sağlık durumuna, ağrının hangi dalda olduğuna ve hastanın/hekimin tercihlerine göre kişiselleştirilir.

İçerik Son Güncellenme Tarihi:07.10.2025