omurga kırığında
stabilizasyon ameliyatı

omurga kırıklarında vidalı ameliyatlar

Ceviz, incir ve dut ağaçları … Her beyin cerrahı, gündelik pratiğinde sıklıkla “hocam ağaçtan düştü” cümlesini duyar ve aklına ilk gelen durum maalesef ki omurga kırıkları olur. Omurgamız, sadece vücudumuzun ağırlığını taşıyan bir kemik yapı değil, aynı zamanda içinden geçen ve tüm vücudumuza hayat veren omuriliği koruyan değerli bir kanaldır. Bir kaza, yüksekten düşme veya şiddetli bir travma sonucu bu sütun kırıldığında, iki hayati tehlike ortaya çıkar. Omurganın çökmesi (instabilite) ve kırık kemik parçalarının omuriliğe baskı yaparak felce neden olması (nörolojik hasar) bu korkutucu tehlikelerdir. İşte bu noktada, modern beyin ve sinir cerrahisi, adeta bir inşaat mühendisi hassasiyetiyle devreye girer. Omurga stabilizasyon cerrahisi, yani halk arasında bilinen adıyla “platin takma” veya “vidalama” işlemi ile yıkılan bu sütunu yeniden inşa etmek, omuriliği korumak ve hastayı güvenle yeniden ayağa kaldırmak için tasarlanmış hayat kurtarıcı bir müdahaledir gerçekleştirir. Bu yazıda, bu cerrahinin ne zaman ve neden gerekli olduğunu, modern uygulama tekniklerini ve bu zorlu sürecin tüm detaylarını inceleyeceğiz.

Omurga kırığı olan bir hastanın kaderi, tıp tarihindeki gelişmelerle dramatik bir şekilde değişti. Antik Çağlar ve Öncesi zamanda, ciddi bir omurga kırığı neredeyse her zaman yatalak kalmak veya ölüm anlamına geliyordu. Tedavi, hastayı aylarca, hatta yıllarca, kum torbaları veya alçılar içinde hareketsiz yatırmaktan ibaretti. Bu uzun hareketsizlik dönemi, akciğer enfeksiyonları, yatak yaraları ve kas erimesi gibi ölümcül komplikasyonlara yol açıyordu. Omurgayı içeriden destekleme fikrindeki ilk devrim, Dr. Paul Harrington’ın skolyoz için geliştirdiği çubuklarla yaşandı. Bu sistem, omurgayı kancalarla tutarak bir miktar düzeltme ve stabilite sağlıyordu. Kırık cerrahisinde de kullanılmaya başlandı ancak sadece iki boyutta kontrol sağlayabilmesi ve “düz bel” gibi sorunlara yol açması gibi önemli sorunlar içeriyordu. Omurga cerrahisindeki asıl devrim, pedikül vidalarının geliştirilmesiyle yaşandı. Omurun “pedikül” adı verilen en sağlam kısmına yerleştirilen bu vidalar, omurganın üç boyutlu kontrolünü ve çok daha güçlü bir fiksasyonunu sağladı. Bu durum, biz cerrahlara kırığı çok daha güvenli bir şekilde sabitleme, hastaları ameliyattan sonraki gün mobilize etme ve rehabilitasyon sürecini hemen başlatma imkanı verdi. Günümüzdeki tüm modern stabilizasyon sistemleri, bu pedikül vidası prensibine dayanır.

Omurga Kırığında Cerrahi Tedavi Ne Zaman ve Neden Gerekir?

Her omurga kırığı ameliyat gerektirmez. Ameliyat kararını belirleyen en önemli faktör, kırığın “stabil” (dengeli) mi yoksa “instabil” (dengesiz) mi olduğudur. İnstabil bir kırık, normal vücut yükleri altında çökme, daha fazla yerinden oynama ve omuriliğe zarar verme potansiyeli taşıyan bir kırıktır.

Cerrahi genellikle şu üç ana durumda kaçınılmazdır:

  1. Nörolojik Hasar Varlığı: Kırık kemik parçalarının veya yerinden oynamış omurun, omuriliğe veya sinir köklerine bası yaparak kollarda veya bacaklarda güçsüzlük, his kaybı veya idrar/gaita kontrolü sorunlarına yol açması. Bu, acil cerrahi gerektiren en önemli durumdur.

  2. Belirgin İnstabilite ve Deformite: Omurganın taşıyıcı kolonlarından birden fazlasının (Denis’in üç kolon teorisine göre) hasar gördüğü, bağların koptuğu ve omurganın yük taşıma kapasitesini kaybettiği durumlar. Bu kırıklar tedavi edilmezse, zamanla omurga öne doğru çökerek kamburluğa (post-travmatik kifoz) ve kronik ağrıya yol açar.

  3. Konservatif Tedavinin Başarısızlığı: Stabil kabul edilen ancak korse tedavisine rağmen iyileşmeyen ve şiddetli ağrıya neden olan kırıklar için de cerrahi yöntemler tercih edilebilir. Bu yöntemler arasında stabilizasyon ameliyatlarının yanı sıra vertebroplasti ve kifoplasti ameliyatları da yer alır.

Omurga stabilizasyon cerrahisinin amacı, dekompresyon (sinirleri rahatlatma), redüksiyon (kırığı düzeltme) ve stabilizasyon (tespit etme) olmak üzere üç yönlüdür.

Omurga Kırığı Ameliyatları Nasıl Yapılır ?

  • Hazırlık ve Pozisyon: Genel anestezi altında, hasta yüzüstü (prone) pozisyonda ameliyat masasına yatırılır. Ameliyat sırasında omurilik fonksiyonlarını takip etmek için nöromonitörizasyon adı verilen bir sistem kullanılabilir.

  • Yaklaşım: Kırığın lokalizasyonuna ve yapılacak cerrahinin planlamasına göre bel, sırt veya boynun orta hattından bir kesi yapılarak, omurganın arka kemik yapılarına ulaşılır. Bu cerrahilerde de diğer ameliyat işlemlerinde olduğu gibi en önemli etaplardan birisi planlamadır. Doğru cerrahi kurgu ve bu kurgunun doğru uygulanması hastanın uzun dönem sonuçları için oldukça önemli bir yer tutar.

  • Dekompresyon: Eğer sinirlere bası yapan bir kemik parçası varsa, “laminektomi” adı verilen yöntemle omuriliğin arkasındaki kemik çatı açılarak sinirler rahatlatılır.

  • Enstrümantasyon (Vidalama): Cerrah, floroskopi veya cerrahi navigasyon sistemleri rehberliğinde, kırık omurun bir üstündeki ve bir altındaki sağlam omurlara pedikül vidalarını yerleştirir. Bu cerrahi sırasında günümüzde genellikle navigasyon sistemlerine zaruri olmadan, anatomik teknikler ve skopi eşliğinde uygulama yapılarak iyi sonuçlar alınmaktadır.

  • Redüksiyon ve Stabilizasyon: Bu vidalar, iki taraflı olarak rod (çubuk) adı verilen titanyum çubuklarla birbirine bağlanır. Cerrah, bu sistemi kullanarak kırık omurları nazikçe orijinal pozisyonuna yaklaştırır (redüksiyon) ve omurgayı istenen dizilimde sabitler. Bu metal yapı, iyileşme süreci boyunca bir “iç iskele” görevi görür. Bu kısım da cerrahi için oldukça önemlidir. Cerrahın ameliyat öncesi kurgusunda omurgaya planladığı pozisyonu verebilmesi için en değerli etap rodların açısının verilmesi, ve plana uygun bir şekilde yerleştirilmesidir.

  • Füzyon (Kaynaştırma): Enstrümantasyon, omurgayı mekanik olarak tutar. Ancak kalıcı biyolojik iyileşme için füzyon yani kemiklerin birbirine kaynaması gerekir. Cerrah, omurganın yan kısımlarına hastanın kendisinden veya kemik bankasından alınan kemik greftlerini sererek, zamanla bu omurların tek ve sağlam bir kemik bloğu haline gelmesini hedefler. Bu cerrahilerde füzyon planlaması uzun vadeli sonuçlar açısından oldukça değerlidir.

Başarı Şansı, Riskler ve Alternatifler

Modern stabilizasyon cerrahisinin temel amacı, omurgayı stabil hale getirmek, daha fazla nörolojik hasarı önlemek ve hastanın erken dönemde mobilize olmasını (ayağa kalkmasını) sağlamaktır. Bu hedeflere ulaşma oranı son derece yüksektir. Hastaların büyük çoğunluğunda omurga stabil bir şekilde iyileşir. Nörolojik iyileşme ise, başlangıçtaki hasarın derecesine bağlıdır. Eğer omurilikte kalıcı hasar oluşmamışsa, bası ortadan kaldırıldıktan sonra zamanla önemli ölçüde düzelme görülebilir.

  • Riskler ve Komplikasyonlar: Bunlar büyük ameliyatlardır ve çeşitli ciddi riskler içerir.

    • Enfeksiyon, kanama ve anestezi riskleri her cerrahide olduğu gibi bu cerrahi için de mevcut önemli risklerdir.

    • Nörolojik Hasar: Vida yerleştirilmesi veya dekompresyon sırasında omurilik veya sinir köklerinin yaralanma riski mevcuttur. Nöromonitörizasyon kullanımı bu riski azaltmak için tercih edilebilir.

    • İmplantla İlgili Sorunlar: Vidaların yanlış yerleştirilmesi, gevşemesi, kırılması veya implant yetmezliği bu cerrahilerde önemli riskler arasındadır..

    • Psödoartroz (Kaynamama): Füzyonun başarısız olmasıdır. Ağrının devam etmesine neden olabilir ve revizyon cerrahisi gerektirebilir. Sigara içmek bu riski ciddi şekilde artırır.

    • Komşu Segment Hastalığı: Sabitlenen bölgenin üstündeki ve altındaki hareketli omurların zamanla aşırı yüke maruz kalarak yıpranması sonucu komşu segment hastalığı gelişebilir.

  • Ameliyatsız Yaklaşım: Cerrahi dışı tedavi, sadece nörolojik hasarın olmadığı, omurganın bağlarının sağlam olduğu ve kırığın çökme riskinin düşük olduğu “stabil” kırıklar için bir seçenektir. Bu tedavi genellikle korse kullanımı, kısa süreli yatak istirahati ve ağrı kontrolünü içerir. Hasta, düzenli röntgen kontrolleriyle yakından takip edilir.

 

Omurga Kırığı Vidalı Ameliyatlarında Sık Sorulan Sorular (FAQ)
REFERANSLAR

İçerik Son Güncellenme Tarihi:16.11.2025