sırt fıtığı
torakal disk hernisi

Sırt Fıtığı Nedir?

Bel fıtığı ve boyun fıtığı, neredeyse herkesin duyduğu, sık karşılaşılan durumlardır. Peki ya Sırt Fıtığı ? Omurgamızın göğüs kafesimizle birleştiği, sırt (torasik) bölgesindeki omurlar arasında meydana gelen bu fıtık türü, çok daha nadir görülmesi, belirtilerinin kalp, akciğer veya karın organları hastalıklarını taklit edebilmesi ve omuriliğe olan yakın komşuluğu nedeniyle özel bir öneme sahiptir. Bu yazıda, sırt fıtığının neden bu kadar nadir ve potansiyel olarak tehlikeli olduğunu, nasıl belirtiler verdiğini, tanıdaki zorlukları ve tedavi seçeneklerini bilimsel kanıtlarla inceleyeceğiz.

Omurgamızın 12 adet sırt (torasik) omurundan oluşan bölümü, bel ve boyun omurgasına göre çok daha farklı bir yapıya sahiptir. Bu bölge, her iki yandan göğüs kafesine (kaburgalara) bağlıdır. Bu bağlantı, sırt omurgasına muazzam bir stabilite ve sağlamlık kazandırır. Adeta vücudun zırhlı bir kalesi gibidir. Bu doğal koruma ve sınırlı hareketi nedeniyle, disklerin aşırı yüke maruz kalması ve yıpranması büyük ölçüde önlenir. İşte sırt fıtığının, bel ve boyun fıtıklarına göre çok daha nadir görülmesinin temel anatomik nedeni budur.

Sırt fıtığı, sırt omurları arasındaki disk yastıkçığının yırtılarak, içindeki jölemsi materyalin omurilik kanalına doğru taşmasıdır. Bu nadir durumun nedenleri diğer disk hernileri ve fıtıklar ile benzerdir. En yaygın neden dejeneratif süreçtir. Zamanla, sırt diskleri de esnekliğini ve su içeriğini kaybederek fıtıklaşmaya daha yatkın hale gelebilir. 

Yüksekten düşme, trafik kazaları veya şiddetli bir darbe gibi majör travmalar, sağlam sırt omurgasında bile ani disk yırtılmalarına neden olabilir. Sırt fıtıklarının, bel fıtıklarına kıyasla travma ile ilişkisi daha sıktır. Sırt fıtığını potansiyel olarak daha tehlikeli kılan en önemli faktörler, bu bölgedeki spinal kanalın anatomik olarak çok daha dar olması ve bu bölgede omuriliğin liflerine henüz ayrılmaması nedeniyle bası ile belden aşağısında komple kuvvet kaybı oluşması riskidir. Bu nedenle, küçük bir fıtık bile, içinden geçen ve bacaklarımızın tüm kontrolünü sağlayan omuriliğe ciddi şekilde bası yapabilir.

Semptomatik (belirti veren) sırt fıtıkları oldukça nadirdir. Tüm disk fıtıklarının sadece %1’inden azını oluştururlar. Yıllık görülme oranı milyonda 1 kişi olarak tahmin edilmektedir. Ancak, otopsi ve MRG çalışmalarında, hiçbir şikayeti olmayan kişilerde bile sırt fıtığı bulgularına rastlanabilmektedir. Genellikle dejeneratif bir süreç olduğu için en sık 30 ila 50 yaşları arasında görülür. En çok, sırt omurgasının en hareketli olan alt kısımlarında, yani T8 ile T12 omurları arasında meydana gelir.

Sırt Fıtığı Belirtileri

Sırt fıtığının tanısını zorlaştıran en önemli özelliği, belirtilerinin çok çeşitli olması ve sıklıkla başka hastalıkları taklit etmesidir. Belirtiler, fıtığın nereye bastığına göre üç ana tablo oluşturur:

  1. Aksiyel Sırt Ağrısı: Kürek kemiklerinin arasında veya sırtta, künt, derin ve sızlayıcı bir ağrı. Genellikle en yaygın ama en az spesifik belirtidir.

  2. Torasik Radikülopati (Sinir Kökü Sıkışması): Fıtığın, omurilikten çıkan ve kaburgalar arasında ilerleyen bir sinir köküne bası yapmasıyla oluşur. Göğüste, karında veya sırtta, tek taraflı, kemer veya kuşak tarzında yayılan, yanıcı ve batıcı bir ağrı.oluşabilir. Bu ağrı, kalp krizi, safra kesesi taşı, mide sorunları veya zona ağrısı ile çok kolay karışabilir. Bu nedenle hastalar genellikle doğru tanı konulana kadar birçok farklı branşa başvururlar.

  3. Torasik Miyelopati (Omurilik Sıkışması): En ciddi ve en acil tablodur. Fıtığın, doğrudan omuriliğin kendisine bası yapması sonucu ortaya çıkar. Bacaklarda ilerleyici güçsüzlük, sertlik (spastisite) ve yürüme güçlüğü, yürümede dengesizlik, “sarhoş gibi yürüme”, bacaklarda, kalçada ve bazen gövdede yaygın uyuşma, ileri vakalarda idrar ve gaita kontrolü sorunları gibi ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Miyelopati, kalıcı felci önlemek için genellikle acil veya erken cerrahi müdahale gerektiren bir durumdur.

Sırt Fıtığında Tedavi Seçenekleri

Sırt fıtığı tedavisindeki karar, büyük ölçüde hastanın belirtilerine bağlıdır.

Eğer hastada miyelopati veya ilerleyici bir güç kaybı yoksa ve sadece sırt ağrısı (aksiyel) veya radikülopati (kuşak tarzı ağrı) varsa, ilk olarak ameliyatsız yöntemler denenir. Ağrıyı artıran hareketlerden kaçınmak, postür eğitimi ve sırt kaslarını güçlendiren egzersizler fayda sağlayabilir. Anti-inflamatuar ilaçlar, ağrı kesiciler ve nöropatik ağrı için gabapentin gibi ilaçlar ağrı yönetiminde etkili olabilir. Görüntüleme eşliğinde, sıkışan sinir kökünün etrafına yapılan kortizon enjeksiyonları, radikülopati ağrısını hafifletmede etkili olabilir.

Cerrahi Tedavi: Ne Zaman ve Nasıl?

Sırt fıtığı cerrahisi, bel ve boyun fıtığına göre daha karmaşık ve daha riskli kabul edilir. Ameliyat kararı, aşağıdaki durumlarda kesin olarak gündeme gelir:

  • Torasik Miyelopati: Belirtilerin varlığı, en önemli ve en mutlak cerrahi nedenidir. Amaç, omurilikteki basıyı kaldırarak kalıcı felci önlemektir.

  • İlerleyici Nörolojik Kayıp: Bacaklarda giderek artan güç kaybı.

  • Dayanılmaz Ağrı: Konservatif tedavilere yanıt vermeyen, şiddetli ve yaşam kalitesini bozan radikülopati veya sırt ağrısı.

Cerrahi yöntemin seçimi, fıtığın yeri (merkezi, yan), kıvamı (yumuşak veya kireçlenmiş) ve cerrahın tecrübesine bağlıdır. Omuriliğin hassasiyeti nedeniyle, farklı yaklaşım yöntemleri kullanılır:

  • Anterior (Önden) Yaklaşım: Göğüs kafesi açılarak (torakotomi) yapılır. Omurganın önüne ulaşarak fıtığı doğrudan ve omuriliğe dokunmadan çıkarmayı sağlar.

  • Posterior (Arkadan) Yaklaşım: Ense veya sırttan girilir. Ancak omuriliği kenara çekmek gerektiği için nörolojik hasar riski daha yüksektir. Genellikle yan taraftaki (foraminal) yumuşak fıtıklar için tercih edilir.

  • Lateral ( yandan) Yaklaşım (Transpediküler/Kostotransversektomi): Arka ve yan taraftan, kaburga ve kemik yapılarının bir kısmını çıkararak fıtığa ulaşmayı sağlayan karmaşık tekniklerdir.

 

 

Sık Sorulan Sorular (FAQ)
REFERANSLAR
İçerik Son Güncellenme Tarihi:20.11.2025