SEREBRAL SİNÜS VEN TROMBOZU
serebral sinüs ven trombozu (venöz sinüs trombozu) nedir ?
Beynimiz, tıpkı diğer organlar gibi, atardamarlar yoluyla oksijen ve besin açısından zengin kanı alır ve kullandıktan sonra kirli kanı toplardamarlar (venler) aracılığıyla kalbe geri gönderir. Serebral venöz sinüsler, bu kirli kanı toplayan beynin ana drenaj kanallarıdır. İşte bu drenaj sisteminde bir pıhtı (trombüs) oluştuğunda, kanın geri akışı engellenir. Bu durum, “Serebral Venöz Sinüs Trombozu” veya olarak adlandırılır.
Bu tıkanıklık, kanın beyin dokusu içinde göllenmesine, kafa içi basıncının artmasına ve bazen de beyin kanamasına yol açabilir. Arteriyel inmeden (atardamar tıkanıklığı) farklı olarak, genellikle daha genç bireyleri etkiler ve doğru tedaviyle iyileşme potansiyeli daha yüksektir.
Serebral sinüs ven trombozu Ne Sıklıkla Görülür ve Kimler Risk Altındadır?
Tüm inmelerin yaklaşık %0.5 ila %1’ini oluşturan nadir bir durumdur. Ancak bu nadirlik, onun önemini azaltmaz. Yıllık insidansı (yeni vaka sayısı) milyon kişi başına yaklaşık 2 ila 5 vaka olarak tahmin edilmektedir. En dikkat çekici özelliklerinden biri demografik profilidir. Hastalık, genç ve orta yaşlı yetişkinleri, özellikle de kadınları hedef alır. Hastaların yaklaşık %75’i kadındır ve ortalama başlangıç yaşı 37 civarındadır. Bu durum, kadınlara özgü risk faktörlerinin hastalık gelişimindeki önemli rolünü vurgulamaktadır.
Serebral venöz sinüs trombozu genellikle tek bir nedene bağlı değildir; çoğu zaman birden fazla risk faktörünün bir araya gelmesiyle tetiklenir. Bu risk faktörleri temel olarak pıhtılaşmaya yatkınlık yaratan durumlar, enfeksiyonlar ve hormonal değişiklikler olarak sınıflandırılabilir.
1. Cinsiyete Özgü Risk Faktörleri (Kadınlarda):
Oral Kontraseptif (Doğum Kontrol Hapı) Kullanımı: Serebral sinüs ven trombozu için en yaygın risk faktörlerinden biridir.
Gebelik ve Özellikle Lohusalık (Puerperium): Doğum sonrası ilk birkaç hafta, pıhtılaşma sistemindeki doğal değişiklikler nedeniyle Serebral sinüs ven trombozu riskinin en yüksek olduğu dönemdir.
Hormon Replasman Tedavisi: Menopoz sonrası kullanılan hormon tedavileri de riski artırabilir.
2. Pıhtılaşma Bozuklukları (Trombofili):
Genetik Faktörler: Faktör V Leiden mutasyonu, protrombin gen mutasyonu, protein C ve S eksikliği gibi kalıtsal pıhtılaşma bozuklukları riski artırabilir.
Edinilmiş Durumlar: Antifosfolipid sendromu, nefrotik sendrom, inflamatuar bağırsak hastalıkları (Crohn, ülseratif kolit) ve bazı kanser türleri riski artırabilir.
3. Enfeksiyonlar:
Lokal Enfeksiyonlar: Beyne komşu bölgelerdeki enfeksiyonlar pıhtıyı tetikleyebilir. Kronik otit (orta kulak iltihabı), mastoidit, sinüzit ve menenjit bu duruma örnek olarak verilebilir.
Sistemik Enfeksiyonlar: COVID-19 gibi vücudun genelini etkileyen ciddi enfeksiyonlar ve sepsis riski artırabilir.
4. Mekanik Faktörler ve Diğer Nedenler:
Kafa Travması veya Beyin Ameliyatı: Beyin damarlarında hasara yol açarak pıhtı oluşumunu tetikleyebilir.
Lomber Ponksiyon (Belden Su Alma): Nadiren de olsa kafa içi basıncındaki değişiklikler yoluyla Serebral sinüs ven trombozuna neden olabilir.
Dehidratasyon: Vücudun aşırı susuz kalması.
Vakaların yaklaşık %15-20’sinde ise herhangi bir belirgin neden bulunamayabilir (idiopatik serebral sinüs ven trombozu).
Serebral sinüs ven trombozu Kendini Nasıl Gösterir?
Serebral sinüs ven trombozunun klinik tablosu inanılmaz derecede değişkendir, bu da tanıyı zorlaştırabilir. Belirtiler, pıhtının nerede olduğuna, ne kadar hızlı geliştiğine ve kafa içi basıncını ne kadar artırdığına bağlıdır. En sık görülen prezantasyonlar şunlardır:
İzole Kafa İçi Basınç Artışı Sendromu (%30-40):
Baş Ağrısı: En sık (%90) ve genellikle ilk belirtidir. Ağrı tipik olarak şiddetlidir, yaygındır ve normal ağrı kesicilere iyi yanıt vermez. Haftalar içinde yavaş yavaş artabileceği gibi, aniden de başlayabilir.
Papilödem: Göz dibi muayenesinde optik sinir başında şişme görülmesi. Bu durum tedavi edilmezse kalıcı görme kaybına yol açabilir.
Bulantı, kusma ve çift görme de eşlik edebilir.
Fokal Nörolojik Defisitler ve Nöbetler (%30-40):
Vücudun bir tarafında güçsüzlük (felç benzeri), uyuşma, konuşma bozukluğu (afazi) gibi inme benzeri belirtiler görülebilir.
Nöbetler: Hastaların yaklaşık %40’ında görülür ve bazen ilk belirti olabilir.
Ensefalopati:
Bilinç durumunda değişiklik, kafa karışıklığı, uyuşukluk hali veya koma gibi daha ciddi belirtilerle kendini gösterebilir.
Serebral sinüs ven trombozunda Tanı Yöntemleri
Serebral sinüs ven trombozu şüphesi olan bir hastada tanı, beyin ve damarlarını görüntüleyen özel radyolojik incelemelerle konur.
Manyetik Rezonans (MR) ve MR Venografi (MRV): Serebral sinüs ven trombozu tanısında altın standart yöntemdir. Hem beyin dokusundaki değişiklikleri (ödem, kanama) hem de tıkalı olan venöz sinüsü doğrudan gösterir.
Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve BT Venografi (BTV): Acil durumlarda veya MR’ın yapılamadığı hallerde kullanılır. Normal bir beyin BT’sinde pıhtının kendisi (“yoğun delta işareti” gibi) görülebilir, ancak BT Venografi damarları daha net göstererek tanıyı doğrular.
D-dimer Testi: Kanda pıhtı yıkım ürünlerini gösteren bir testtir. Negatif olması Serebral sinüs ven trombozu olasılığını azaltabilir, ancak pozitif olması tanı koydurmaz çünkü birçok başka durumda da yükselebilir.
Serebral sinüs ven trombozunda Tedavi Seçenekleri: Pıhtıyı Eritmek ve Yenisini Önlemek
Serebral sinüs ven trombozu tedavisinin temel amacı, mevcut pıhtının büyümesini durdurmak, yeni pıhtı oluşumunu engellemek ve vücudun kendi pıhtı eritici sistemine zaman tanıyarak tıkalı damarın yeniden açılmasını sağlamaktır.
Antikoagülan Tedavi (Kan Sulandırıcılar): Tedavinin temel taşıdır ve beyin kanaması olsa bile genellikle güvenle kullanılması tercih edilebilir (çünkü kanama pıhtının neden olduğu basınçtan kaynaklanır) .
Başlangıç Tedavisi: Hastanede genellikle düşük molekül ağırlıklı heparin (cilt altı iğne) veya standart heparin (damar yoluyla) ile başlanır.
İdame Tedavisi: Hasta stabil hale geldikten sonra ağızdan alınan oral antikoagülanlara (örn: warfarin veya yeni nesil oral antikoagülanlar) geçilir. Tedavi süresi genellikle altta yatan nedene bağlı olarak 3 ila 12 ay arasında değişir.
Endovasküler Tedavi: Nadiren, antikoagülan tedaviye rağmen durumu kötüleşen veya çok ağır tabloda başvuran hastalarda kullanılır. Bu yöntemde, kasıktan bir kateter ile girilerek doğrudan tıkalı sinüse ulaşılır ve pıhtı mekanik olarak parçalanır veya pıhtı eritici ilaçlar verilir.
Destekleyici Bakım: Kafa içi basıncını düşürmeye yönelik tedaviler, nöbet geçiren hastalar için antiepileptik ilaçlar ve altta yatan nedenin (enfeksiyon gibi) tedavisi de büyük önem taşır.
Sık Sorulan Sorular (FAQ)
REFERANSLAR
- Saposnik, Gustavo et al. “Diagnosis and management of cerebral venous thrombosis: a statement for healthcare professionals from the American Heart Association/American Stroke Association.” Stroke vol. 42,4 (2011): 1158-92.
- Ferro, José M, and Diana Aguiar de Sousa. “Cerebral Venous Thrombosis: an Update.” Current neurology and neuroscience reports vol. 19,10 74. 23 Aug. 2019,
- Aguiar de Sousa, Diana et al. “Cerebral Venous Thrombosis in Patients With Heparin-Induced Thrombocytopenia a Systematic Review.” Stroke vol. 53,6 (2022): 1892-1903.
- Kaur, Ikwinder et al. “Cerebral Venous Sinus Thrombosis in COVID-19: An Unusual Presentation.” Cureus vol. 13,3 e13767. 8 Mar. 2021,
- Triquenot Bagan, Aude et al. “Cerebral Venous Thrombosis: Clinical, Radiological, Biological, and Etiological Characteristics of a French Prospective Cohort (FPCCVT)-Comparison With ISCVT Cohort.” Frontiers in neurology vol. 12 753110. 8 Nov. 2021,
- Coutinho, Jonathan et al. “Anticoagulation for cerebral venous sinus thrombosis.” The Cochrane database of systematic reviews vol. 2011,8 CD002005. 10 Aug. 2011,
