omurilik yaralanması sonrası
kronik ağrılar

Omurilik Yaralanması Sonrası Kronik Ağrılar

Omurilik yaralanması dendiğinde, akla ilk gelen şey maalesef ki hastanın felçli kaldığı ciddi bir durum olur. Fonksiyon kaybına yol açan bu ciddi durumun, dışarıdan görünmeyen, hastanın rehabilitasyon motivasyonunu kıran ve yaşam kalitesini bazen felcin kendisinden bile daha fazla etkileyen bir başka yüzü daha vardır: Kronik Ağrı. Hissetmediği bir bacağında dayanılmaz bir yanma hissiyle yaşamak oldukça rahatsız edici bir durumdur. Bu, omurilik yaralanması geçirmiş birçok insanın yaşadığı acı verici bir paradokstur. Bu ağrı, sadece bir semptom değil, başlı başına yönetilmesi gereken karmaşık bir hastalıktır. Bu yazıda, omurilik yaralanması sonrası ortaya çıkan farklı ağrı tiplerini, nedenlerini ve modern tıbbın sunduğu tedavi stratejilerini inceleyeceğiz.

“Omurilik yaralanması sonrası ağrı” tek bir durum değildir. Tıpkı bir ordunun farklı birliklerden oluşması gibi, bu ağrının da farklı kaynakları ve karakterleri vardır. Uluslararası Ağrı Çalışmaları Derneği’ne (IASP) göre, bu ağrılar temel olarak iki ana kategoriye ayrılır.

1. Nöropatik Ağrı

Bu, doğrudan omuriliğin kendisindeki sinir hasarından kaynaklanan, tedavisi en zor ve en rahatsız edici ağrı tipidir. Hasarlı omurilik, adeta kırık bir telefon kablosu gibi, beyne sürekli anormal, “parazitli” ve şiddetli ağrı sinyalleri göndermeye başlar. İki ana alt tipi vardır:

  • Seviyede Nöropatik Ağrı: Yaralanma seviyesinde veya hemen altında, genellikle vücudu bir kemer gibi saran, yanıcı, batıcı ve elektrik çarpması benzeri bir ağrıdır. Bu bölgedeki sinir köklerinin hasarından kaynaklanır.

  • Seviye Altı Nöropatik Ağrı: Hastalar için anlaşılması en zor olanıdır. Kişi, hissetmediği ve hareket ettiremediği, felçli olan bacakları veya gövdesinin alt kısmı gibi bölgelerde, sürekli ve dayanılmaz bir yanma, donma, ezilme veya sıkışma hissi tarif eder. Bu, beyindeki “vücut haritasının” hasarlı omurilikten sinyal alamadığı için kendi kendine bir ağrı fırtınası yaratmasının bir sonucudur. Bu durum Merkezi Nöropatik Ağrı olarak da bilinir.

2. Nosiseptif Ağrı

Bu ağrı, sinir sisteminin kendisinden değil, yaralanma sonrası vücudun mekanik yapısındaki değişikliklerden kaynaklanır.

  • Kas-İskelet Sistemi Ağrısı: En sık görülen ağrı tipidir.

    • Seviye Üstü Ağrı: Özellikle tekerlekli sandalye kullanan hastalarda, vücudun tüm yükünü taşıyan omuzlar, el bilekleri ve kolların aşırı kullanımı sonucu ortaya çıkan tendinit, bursit ve eklem ağrılarıdır.

    • Seviyede Ağrı: Yaralanma bölgesindeki omurgada gelişen instabilite veya post-travmatik deformiteye bağlı mekanik sırt ağrısı olabilir.

  • Viseral Ağrı: Nadiren, karın veya kasık bölgesinde, genellikle iç organlardaki fonksiyon bozukluklarına bağlı olarak ortaya çıkan künt ve kramp tarzı bir ağrıdır.

Kronik ağrı, omurilik yaralanması sonrası bir istisna değil, neredeyse bir kuraldır. Yapılan kapsamlı çalışmalar, omurilik yaralanması geçirmiş bireylerin %65 ila %85‘inin, hayatlarının bir noktasında kronik ve rahatsız edici bir ağrı yaşadığını göstermektedir. Bu hastaların yaklaşık üçte biri, ağrılarının “şiddetli” veya “dayanılmaz” düzeyde olduğunu bildirmektedir. Nöropatik ağrı, bu şiddetli ağrıların en sık nedenidir.

Tedavi Seçenekleri

Farklı ağrı tipleri, tamamen farklı tedavi yaklaşımları gerektirir.

Nöropatik Ağrı Tedavisi

Bu ağrı türünde, morfin dahil standart ağrı kesiciler genellikle yetersiz kalır. Tedavinin temelini, sinirlerdeki anormal elektriksel aktiviteyi hedefleyen adjuvan ilaçlar oluşturur.

  • İlk Basamak İlaçlar:

    • Pregabalin ve Gabapentin, omurilikteki hasarlı sinirlerin aşırı uyarılabilirliğini sakinleştirerek etki gösterirler ve seviye altı nöropatik ağrı tedavisinde ilk tercih edilen ilaçlardır.

    • Antidepresanlar: Özellikle Amitriptilin ve Duloksetin, beyin ve omurilikteki ağrıyı baskılayan doğal mekanizmaları güçlendirerek etki ederler. Özellikle yanıcı ve batıcı karakterdeki ağrılarda etkilidirler.

  • Diğer İlaçlar: Lidokainli bantlar, tramadol ve inatçı vakalarda opioidler denenebilir.

  • İleri Düzey Tedaviler: İlaçlara dirençli, çok şiddetli vakalarda, Spinal Kord Stimülasyonu (Omurilik Pili) veya Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS) gibi nöromodülasyon teknikleri bir seçenek olabilir.

Nosiseptif Ağrı Tedavisi

Bu ağrının tedavisi, altta yatan mekanik sorunu çözmeye odaklanır.

  • Fizik Tedavi ve Egzersiz: Tedavinin temelidir. Aşırı kullanılan omuz ve kol kasları için doğru transfer tekniklerinin öğrenilmesi, tekerlekli sandalye ergonomisinin ayarlanması, kasları güçlendirme ve germe egzersizleri esastır.

  • İlaç Tedavisi: Non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar (NSAID’ler) ve parasetamol gibi standart ağrı kesiciler, kas ve eklem kaynaklı bu ağrılarda genellikle etkilidir.

  • Enjeksiyonlar: Omuzdaki bursit veya tendinit gibi durumlar için, ultrason rehberliğinde yapılan kortizon enjeksiyonları faydalı olabilir.

 

Sık Sorulan Sorular (FAQ)
REFERANSLAR
  • Siddall, P J, and J D Loeser. “Pain following spinal cord injury.” Spinal cord vol. 39,2 (2001): 63-73. 
  • Bryce, T N et al. “International spinal cord injury pain classification: part I. Background and description. March 6-7, 2009.” Spinal cord vol. 50,6 (2012): 413-7.
  • Finnerup, N B, and T S Jensen. “Spinal cord injury pain–mechanisms and treatment.” European journal of neurology vol. 11,2 (2004): 73-82. 
  • Dyson-Hudson, Trevor A, and Steven C Kirshblum. “Shoulder pain in chronic spinal cord injury, Part I: Epidemiology, etiology, and pathomechanics.” The journal of spinal cord medicine vol. 27,1 (2004): 4-17. 
  • Siddall, P J et al. “Classification of pain following spinal cord injury.” Spinal cord vol. 35,2 (1997): 69-75. 
  • Widerström-Noga, Eva. “Neuropathic Pain and Spinal Cord Injury: Phenotypes and Pharmacological Management.” Drugs vol. 77,9 (2017): 967-984. 
  • Siddall, P J et al. “Pregabalin in central neuropathic pain associated with spinal cord injury: a placebo-controlled trial.” Neurology vol. 67,10 (2006): 1792-800. 
  • Caylor, Jacob et al. “Spinal cord stimulation in chronic pain: evidence and theory for mechanisms of action.” Bioelectronic medicine vol. 5 (2019): 12. 

İçerik Son Güncellenme Tarihi:20.11.2025