dejeneratif disk hastalığı
Dejeneratif Disk Hastalığı Nedir?
Bel veya boyun ağrısı nedeniyle çekilen bir MR raporunda “Dejeneratif disk hastalığı” ya da “disklerde dehidratasyon” gibi ifadelerle karşılaştığınızda, aklınıza hemen ilerleyici ve korkutucu bir hastalık tablosu gelebilir. Ancak durun, derin bir nefes alın. Tıp dünyasında “hastalık” olarak adlandırılsa da, Dejeneratif Disk Hastalığı, aslında tam anlamıyla bir hastalık değil, omurgamızdaki disklerin zamanla yaşlanması ve yıpranması sürecidir. Tıpkı cildimizin kırışması veya saçlarımızın beyazlaması gibi, bu da hayat yolculuğunun omurgamızdaki en doğal izlerinden biridir. Bu yazıda, bu son derece yaygın dejeneratif disk hastalığının ne olduğunu, nedenlerini, ne zaman bir ağrı kaynağına dönüştüğünü ve bu süreci nasıl yönetebileceğimizi bilimsel kanıtlarla inceleyeceğiz.
Omurlarımızın arasında, adeta bir arabanın amortisörleri gibi görev yapan, darbeleri emen ve harekete izin veren intervertebral diskler bulunur. Genç ve sağlıklı bir disk, içi su dolu (%88 sudan oluşur), jöle kıvamında bir merkezden (nükleus pulpozus) ve onu çevreleyen sağlam lifli bir çeperden (annulus fibrozus) oluşur.
Yaşla birlikte, bu diskler biyokimyasal bir değişim sürecine girer:
Su Kaybı (Dehidratasyon): Diskin merkezindeki su tutma kapasitesine sahip moleküller (proteoglikanlar) azalır. Disk, suyunu kaybederek yavaş yavaş “kurur”. MR görüntülerinde bu durum, diskin sağlıklı parlak beyaz rengini kaybedip “siyah disk” olarak görünmesiyle kendini belli eder.
Yükseklik Kaybı: Suyunu ve dolgunluğunu kaybeden disk, yassılaşır ve yüksekliği azalır.
Çeperde Yırtıklar: Kuruyan ve esnekliğini yitiren dış çeperde (annulus), küçük çatlaklar ve yırtıklar oluşmaya başlar.
İşte bu üç ana değişikliği içeren sürece “dejeneratif disk hastalığı” denir.
Her ne kadar yaşlanma kaçınılmaz bir faktör olsa da, disk dejenerasyonunun hızını ve şiddetini belirleyen en önemli faktör, sanılanın aksine ağır kaldırmak veya meslek değildir. En büyük paya sahip durum genetik faktörlerdir. Bilimsel çalışmalar, disk dejenerasyonuna yatkınlığımızın %70-80 oranında genlerimizle belirlendiğini göstermektedir. Aile üyelerinizde erken yaşta başlayan bel veya boyun sorunları varsa, sizin de riskiniz daha yüksek olabilir. Yaş, en doğal ve kaçınılmaz faktördür. Ağır yük taşıma, sürekli eğilip bükülme gerektiren meslekler ve obezite, bu süreci hızlandırabilir. Sigara kullanımı, disklere giden ince kan damarlarını bozarak beslenmelerini engeller ve dejenerasyonu belirgin şekilde hızlandıran en önemli çevresel faktördür. Hareketsiz bir yaşam tarzı da disk sağlığını olumsuz etkiler.
Dejeneratif diskin radyolojik (MR’da görülen) bulguları o kadar yaygındır ki, belirli bir yaştan sonra “anormal” değil, “normal” kabul edilir. Yapılan kapsamlı çalışmalar, hiçbir bel veya boyun ağrısı şikayeti olmayan 50 yaşındaki asemptomatik bireylerin %80’inde, 80 yaşındakilerin ise %96’sında en az bir seviyede disk dejenerasyonu bulgusu olduğunu göstermiştir. Bu, altı çizilmesi gereken en önemli noktadır: MR raporunuzdaki “dejenerasyon” bulgusu, ağrınızın kaynağının kesinlikle o olduğu anlamına gelmez!
Diskojenik Ağrı Nedir ?
Peki, eğer bu kadar yaygınsa, dejeneratif bir disk ne zaman ağrıya neden olur? Çoğu zaman neden olmaz. Ancak bazı durumlarda, diskin kendisi bir ağrı kaynağına dönüşebilir. Bu özel ağrı tipine “diskojenik ağrı” denir. Diskin dış çeperinde oluşan yırtıkların içine, normalde orada olmaması gereken yeni ve hassas sinir lifleri büyür. Ayrıca, yıpranan disk içindeki hücreler, bu sinir uçlarını tahriş eden iltihabi kimyasallar (sitokinler) salgılamaya başlar.
Diskojenik ağrı, genellikle fıtığın neden olduğu keskin, bacağa veya kola yayılan bir sinir ağrısından farklıdır. Bel veya boyunda lokalize, derinde, künt ve sızlayıcı bir eksenel (aksiyel) ağrıdır. Oturmak, öne doğru eğilmek veya araba kullanmak gibi diskin üzerine binen basıncı artıran aktivitelerle kötüleşir. Ayakta durmak veya yürümekle bir miktar rahatlayabilir.
Ayrıca, unutulmamalıdır ki, disk dejenerasyonu, bel fıtığı, spinal stenoz (kanal daralması) ve faset eklem sendromu gibi diğer ağrılı omurga sorunları için bir zemin hazırlar. O, genellikle diğer sorunları başlatan ilk domino taşıdır.
Dejeneratif Disk Hastalığında Tedavi Seçenekleri
Bu süreç geri döndürülemez bir süreç olduğu için, tedavinin amacı dejenerasyonu “iyileştirmek” değil, neden olduğu semptomları yönetmek, fonksiyonu artırmak ve ilerlemesini yavaşlatmaktır. Disk dejenerasyonunu geri döndürmek için kök hücre, eksozom gibi rejeneratif tedavi yöntemleri çalışılsa da henüz rejenerasyonun sağlandığı kanıtlanmamıştır.
Konservatif Tedaviler
Fizik Tedavi ve Egzersiz: Tedavinin mutlak temelidir. Özellikle omurgayı bir korse gibi saran “core” (merkez) kaslarını güçlendirmek, yıpranmış disklerin üzerindeki anormal yükü alarak ağrıyı azaltmada en etkili yöntemdir.
Aktivite Modifikasyonu ve Ergonomi: Ağrıyı tetikleyen pozisyonlardan (uzun süre oturmak gibi) kaçınmak ve çalışma ortamını düzenlemek.
İlaç Tedavisi: Alevlenme dönemlerinde, anti-inflamatuar ilaçlar (NSAID’ler) ve basit ağrı kesiciler ağrı ve iltihabı kontrol altına alabilir.
Girişimsel Ağrı Tedavileri
Konservatif tedavilere yanıt vermeyen inatçı diskojenik ağrılarda, daha ileri yöntemler düşünülebilir:
Rejeneratif Tıp (PRP, Kök Hücre ve Eksozom): Henüz büyük ölçüde deneysel kabul edilse de, yıpranmış diskin içine hastanın kendi kanından hazırlanan PRP veya kemik iliğinden/yağ dokusundan alınan kök hücrelerin enjekte edilmesi, diskin biyolojik ortamını iyileştirerek uzun süreli ağrı rahatlaması sağladığına dair umut vaat eden çalışmalar mevcuttur.
Diğer Enjeksiyonlar: Diskojenik ağrının tedavisinde epidural enjeksiyonların rolü sınırlıdır. Ancak Dejeneratif Disk Hastalığına eşlik eden bir fıtık veya faset sendromu varsa, bu durumlara yönelik enjeksiyonlar faydalı olabilir.
Cerrahi Tedavi
Cerrahi, sadece ve sadece diğer tüm konservatif ve girişimsel tedavilerin (en az 6-12 ay boyunca) başarısız olduğu, hastanın yaşam kalitesini ve günlük fonksiyonlarını tamamen bozan, şiddetli ve dirençli saf diskojenik ağrı durumlarında son çare olarak düşünülür. Cerrahi genellikle, ağrılı disk segmentinin çıkarılıp, o seviyedeki omurların birbirine kaynatıldığı spinal füzyon ameliyatını içerir.
Sık Sorulan Sorular (FAQ)
REFERANSLAR
- Videman, Tapio & Battié, Michele & Gibbons, Laura & Maravilla, Kenneth & Manninen, Hannu & Kaprio, Jaakko. (2003). Associations Between Back Pain History and Lumbar MRI Findings. Spine. 28. 582-8.
- Adams, Michael A, and Peter J Roughley. “What is intervertebral disc degeneration, and what causes it?.” Spine vol. 31,18 (2006): 2151-61.
- Battié, M C et al. “1995 Volvo Award in clinical sciences. Determinants of lumbar disc degeneration. A study relating lifetime exposures and magnetic resonance imaging findings in identical twins.” Spine vol. 20,24 (1995): 2601-12.
- Battié, Michele C et al. “Lumbar disc degeneration: epidemiology and genetic influences.” Spine vol. 29,23 (2004): 2679-90.
- Brinjikji, W et al. “Systematic literature review of imaging features of spinal degeneration in asymptomatic populations.” AJNR. American journal of neuroradiology vol. 36,4 (2015): 811-6.
- Schwarzer, A C et al. “The relative contributions of the disc and zygapophyseal joint in chronic low back pain.” Spine vol. 19,7 (1994): 801-6.
- Hayden, Jill A et al. “Systematic review: strategies for using exercise therapy to improve outcomes in chronic low back pain.” Annals of internal medicine vol. 142,9 (2005): 776-85.
- O’Sullivan, P B et al. “Evaluation of specific stabilizing exercise in the treatment of chronic low back pain with radiologic diagnosis of spondylolysis or spondylolisthesis.” Spine vol. 22,24 (1997): 2959-67.
- Akeda, Koji et al. “Intradiscal Injection of Autologous Platelet-Rich Plasma Releasate to Treat Discogenic Low Back Pain: A Preliminary Clinical Trial.” Asian spine journal vol. 11,3 (2017): 380-389.
- Pettine, Kenneth A et al. “Autologous bone marrow concentrate intradiscal injection for the treatment of degenerative disc disease with three-year follow-up.” International orthopaedics vol. 41,10 (2017): 2097-2103.
- Zigler, Jack E et al. “Lumbar spine arthroplasty: early results using the ProDisc II: a prospective randomized trial of arthroplasty versus fusion.” Journal of spinal disorders & techniques vol. 16,4 (2003): 352-61.
