boyunda kanal daralması
servikal spinal stenoz
Boyun kanal daralması (servikal spinal stenoz) nedir?
Ellerinizde eskisi gibi olmayan bir beceriksizlik mi fark ettiniz? Düğme iliklemek, yazı yazmak veya elinizde bir bardak tutmak giderek zorlaşıyor mu? Yürürken adımlarınızın güvensizleştiğini, sık sık tökezlediğinizi veya denge kurmakta zorlandığınızı mı hissediyorsunuz? Bu sinsi ve yavaş ilerleyen belirtiler, genellikle “boyun fıtığı” ile karıştırılsa da, aslında çok daha ciddi bir durumun, boyun omurgasındaki ana sinir kanalının daralarak omuriliğin kendisine baskı yapmasının, yani Servikal Spinal Stenoz‘un habercisi olabilir. Bu yazıda, boyundaki bu “daralma”nın ne olduğunu, nedenlerini, tedavi seçeneklerini ve özellikle de cerrahinin ne zaman kaçınılmaz hale geldiğini bilimsel olarak inceleceğiz.
Omurgamızın merkezinde, beyin ile vücudun geri kalanı arasındaki tüm iletişimi sağlayan “ana iletişim kablosu” olan omurilik (spinal kord) bulunur. Bu hayati yapı, “spinal kanal” adı verilen kemik bir tünel içinde korunur. Servikal Spinal Stenoz, bu koruyucu kemik kanalın çapının zamanla daralarak, içindeki hassas omurilik ve sinir köklerini sıkıştırması durumudur. Bu daralma, aniden ortaya çıkan bir olaydan ziyade, yıllar içinde yavaş yavaş gelişen bir yıpranma (dejenerasyon) sürecinin sonucudur. Bu duruma tıp dilinde “servikal spinal stenoz” denir.
Servikal Spinal Stenoz Neden Olur ?
Spinal kanalın daralmasına neden olan ve genellikle bir arada bulunan birkaç ana faktör kendi başlarına ya da bir araya gelerek bu durumu oluşturur.
Disk Dejenerasyonu ve Taşmaları: Yaşla birlikte su içeriğini kaybeden ve yassılaşan diskler, spinal kanala doğru bombeleşir (bulging) veya fıtıklaşır (herniasyon), bu durum neticesinde kanalı ön taraftan daraltır.
Osteofit (Kemik Çıkıntıları) Oluşumu: Vücut, yıpranan diskleri ve eklemleri stabilize etmeye çalışırken, omur kenarlarında “kireçlenme” olarak bilinen küçük kemik çıkıntıları (osteofit) oluşturur. Bu çıkıntılar, zamanla kanalın daralmasına yol açar.
Ligament Kalınlaşması: Omurları bir arada tutan bağ dokuları, zamanla kalınlaşarak ve esnekliğini kaybederek kanalın arka duvarından bası yapabilir.
Faset Eklem Hipertrofisi: Omurganın arka küçük eklemlerinin kireçlenerek büyümesi de kanalı yanlardan daraltan bir faktör oluşturabilir.
Servikal spondiloz ve buna bağlı stenoz, aslında yaşlanmanın doğal bir parçasıdır ve son derece yaygındır. Görüntüleme çalışmalarında, 60 yaş üzerindeki asemptomatik (belirti vermeyen) bireylerin %90‘ından fazlasında bir miktar servikal spondiloz bulgusu saptanır. Ancak bu, herkesin semptomatik olacağı anlamına gelmez. Belirti veren servikal spinal stenoz, en sık 50 yaş ve üzerinde görülür ve yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar. Genetik yatkınlık ve doğuştan dar bir spinal kanala sahip olmak (konjenital stenoz) gibi faktörler, belirtilerin daha erken yaşta ortaya çıkmasına neden olabilir.
Boyun Kanal Darlığında Belirtiler Nelerdir ?
Servikal stenozun neden olduğu belirtiler, basının nerede olduğuna bağlı olarak iki ana ve çok farklı tablo oluşturur. Bu ayrımı anlamak hayati önem taşır.
Servikal Radikülopati, daralmanın, omurilikten çıkan ve kola giden tek bir sinir kökünün geçtiği yan kanalı (foramen) etkilemesiyle oluşur. Bu, daha önce “boyun fıtığı” yazısında detaylandırdığımız tablodur ve belirtileri kola sınırlıdır. Boyundan başlayıp, tek bir kola, ele ve belirli parmaklara yayılan keskin, elektrik çarpması gibi ağrı, kolda ve parmaklarda uyuşma ve karıncalanma, belirli kas gruplarında güçsüzlük görülebilir. Radikülopati, genellikle iyi huylu bir doğal seyre sahiptir ve çoğunlukla ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilir.
Servikal Myelopati, daralmanın direkt olarak omuriliğin kendisine bası yapması sonucu ortaya çıkan, çok daha sinsi, ilerleyici ve ciddi bir durumdur. Omurilik, hem kolları hem de bacakları kontrol ettiği için, belirtiler tüm vücudu etkileyebilir. Düğme ilikleme, yazı yazma, anahtar kullanma gibi ince motor becerilerde zorlanma ve sakarlık oluşabilir. Yürürken bacaklarda sertlik (spastisite), adımları açarak güvensiz yürüme, sık sık tökezleme ve denge kaybı görülebilir. Hastalar bunu “sarhoş gibi yürüme” olarak tarif edebilir. Kollarda, ellerde veya bazen bacaklarda “eldiven-çorap” tarzı yaygın uyuşma ve karıncalanma izlenebilir. Genellikle boyun ağrısı eşlik eder ancak her zaman ön planda olmayabilir. Bazen hastalar elektrik şoku benzeri bir hissin (Lhermitte belirtisi) boyundan aşağı doğru indiğini tarif ederler. Miyelopati, zamanla kötüleşme eğiliminde olan ilerleyici bir durumdur ve omurilikte kalıcı hasar oluşmasını önlemek için genellikle cerrahi tedavi gerektirir.
Boyun Kanal Darlığında Tedavi Seçenekleri Nelerdir ?
Tedavi planı, hastanın hangi sendromu yaşadığına göre değişir. Bazı hastalarda iki durum bir arada görülebilir.
Eğer hastada miyelopati bulguları yoksa ve sadece kola vuran ağrı ön plandaysa, tedavi genellikle konservatiftir. Fizik tedavi, anti-inflamatuar ilaçlar ve epidural steroid enjeksiyonları ile hastaların büyük çoğunluğu iyileşir.
Hafif miyelopati bulguları olan ve ilerleme göstermeyen çok yaşlı veya ek hastalığı olan hastalar yakın takibe alınabilir. Ancak, orta ve ileri derecede miyelopatisi olan veya bulguları ilerleyen hastalar için standart tedavi cerrahidir. Cerrahinin buradaki birincil amacı, durumu “iyileştirmekten” ziyade, omurilik üzerindeki basıyı kaldırarak hastalığın daha da kötüye gitmesini durdurmaktır. Omurilikte zaten oluşmuş olan kalıcı hasarı geri döndürmek her zaman mümkün olmayabilir. Bu nedenle, miyelopatide erken teşhis ve zamanında cerrahi çok önemlidir.Cerrahi seçenekler arasında, basının yerine ve yaygınlığına göre, boynun önünden (ACDF, korpektomi) veya arkasından (laminektomi ve füzyon, laminoplasti) yapılan dekompresyon (rahatlatma) ameliyatları bulunur.
Sık Sorulan Sorular (FAQ)
REFERANSLAR
- Boden, S D et al. “Abnormal magnetic-resonance scans of the cervical spine in asymptomatic subjects. A prospective investigation.” The Journal of bone and joint surgery. American volume vol. 72,8 (1990): 1178-84.
- Meyer, Frerk et al. “Degenerative cervical spinal stenosis: current strategies in diagnosis and treatment.” Deutsches Arzteblatt international vol. 105,20 (2008): 366-72.
- Tracy, Jennifer A, and J D Bartleson. “Cervical spondylotic myelopathy.” The neurologist vol. 16,3 (2010): 176-87.
- Fehlings, Michael G et al. “Efficacy and safety of surgical decompression in patients with cervical spondylotic myelopathy: results of the AOSpine North America prospective multi-center study.” The Journal of bone and joint surgery. American volume vol. 95,18 (2013): 1651-8.
- Jiang, Zhilin et al. “The value of Clinical signs in the diagnosis of Degenerative Cervical Myelopathy – A Systematic review and Meta-analysis.” Global spine journal vol. 14,4 (2024): 1369-1394.
- Cheung, W Y et al. “Neurological recovery after surgical decompression in patients with cervical spondylotic myelopathy – a prospective study.” International orthopaedics vol. 32,2 (2008): 273-8.
- Kadanka, Z et al. “Conservative treatment versus surgery in spondylotic cervical myelopathy: a prospective randomised study.” European spine journal : official publication of the European Spine Society, the European Spinal Deformity Society, and the European Section of the Cervical Spine Research Society vol. 9,6 (2000): 538-44.
