BEYİN ApSESİ
beyin apsesi nedir ?
Beyin apsesi, beyin dokusu içinde iltihap ve irin (püy) birikmesiyle oluşan, etrafı bir kapsülle çevrili bir enfeksiyon kitlesidir. Vücudun herhangi bir yerindeki bir çıban gibi düşünülebilir, ancak bu kez olay beynin hassas ve kritik dokusunda gerçekleşir. Bu durum, kafa içinde basıncı artırarak ve beyin dokusuna zarar vererek hayatı tehdit eden bir hal alabilir. Bu nedenle erken tanı ve agresif tedavi hayati önem taşır.
Beyin apsesi, gelişmiş ülkelerde nadir görülen bir durumdur. Antibiyotiklerin yaygın kullanımı ve enfeksiyonların daha iyi yönetilmesi sayesinde görülme sıklığı azalmıştır. Gelişmiş ülkelerde yıllık insidansı 100.000 kişide yaklaşık 0.3 ila 1.3 vaka arasında değişmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde bu oran daha yüksek olabilir. Beyin apsesi, erkeklerde kadınlara oranla yaklaşık 2 ila 3 kat daha sık görülür. Bu durumun nedeni tam olarak açık değildir. Beyin apsesi her yaşta ortaya çıkabilmekle birlikte, en sık çocukluğun ilk on yılında ve yine 30 ila 50 yaşları arasında pik yapar.
Beyin normalde kafatası ve meninksler gibi güçlü bariyerlerle enfeksiyonlara karşı çok iyi korunur. Ancak bazı durumlarda mikroorganizmalar bu savunma hatlarını aşarak beyne ulaşabilir. Enfeksiyonun beyne ulaşma yolları genellikle üç ana kategoride incelenir:
Komşuluk Yoluyla Yayılım: En sık görülen nedendir ve vakaların yaklaşık %45-50’sini oluşturur. Enfeksiyon, beyne komşu olan bir odaktan doğrudan yayılır.
Kronik otit (orta kulak iltihabı) ve mastoidit (kulak arkası kemiğin iltihabı): Özellikle temporal lob (şakak bölgesi) ve serebellum (beyincik) apselerine yol açar.
Paranazal sinüzit: Özellikle frontal (alın) sinüslerden kaynaklanan enfeksiyonlar, beynin frontal lobuna yayılabilir.
Diş ve çene enfeksiyonları: Apse yapmış bir diş veya diş eti enfeksiyonu, özellikle frontal lob apseleri için bir kaynak olabilir.
Kan Yoluyla Yayılım: Vücudun başka bir yerindeki bir enfeksiyon odağından (örn: akciğer, kalp, deri) kopan bakteri veya mantarların kan dolaşımı yoluyla beyne taşınmasıdır. Bu durum, vakaların yaklaşık %25’ini oluşturur ve genellikle beynin birden fazla yerinde apseye neden olabilir. Risk faktörleri şunlardır:
Enfektif endokardit (kalp kapakçıklarının enfeksiyonu).
Akciğer enfeksiyonları (akciğer apsesi, ampiyem).
Doğumsal kalp hastalıkları (özellikle “sağdan sola şant” olanlar, kanın akciğerlerde temizlenmeden vücuda geri döndüğü durumlar).
Doğrudan Bulaşma: Mikroorganizmaların beyne direkt olarak girmesidir. Bu durum vakaların yaklaşık %20’sini kapsar.
Kafa travması: Özellikle açık kırıkların olduğu ve beyin zarlarının yırtıldığı durumlar.
Nöroşirürji (Beyin ameliyatı): Ameliyat sonrası nadir bir komplikasyon olarak gelişebilir.
Vakaların yaklaşık %20’sinde ise herhangi bir kaynak bulunamayabilir; bu duruma “kriptojenik” beyin apsesi denir.
Beyin apseleri genellikle birden fazla bakteri türünün bir arada bulunduğu polimikrobiyal enfeksiyonlardır. En sık izole edilen bakteriler Streptococcus ve Staphylococcus türleridir. Anaerobik (oksijensiz ortamda yaşayan) bakteriler de sıkça bulunur. Bağışıklığı baskılanmış hastalarda ise Aspergillus gibi mantarlar veya Toxoplasma gondii gibi parazitler de apseye neden olabilir.
BEYİN APSESİNİN BELİRTİLERİ VE TANISI
Beyin apsesinin belirtileri, apsenin beynin neresinde olduğuna, boyutuna ve ne kadar hızlı geliştiğine bağlı olarak değişir. Belirtiler genellikle günler veya haftalar içinde yavaş yavaş ortaya çıkar.
Klasik belirti üçlüsü olarak bilinen baş ağrısı, ateş ve fokal nörolojik defisit (belirli bir beyin bölgesinin fonksiyon kaybı) hastaların yarısından azında bir arada bulunur.
Baş Ağrısı: En sık görülen belirtidir (%70’ten fazla). Genellikle künt, sürekli ve ağrı kesicilere iyi yanıt vermeyen bir ağrıdır.
Ateş: Hastaların yaklaşık yarısında görülür.
Fokal Nörolojik Defisitler: Apsenin yerine bağlı olarak ortaya çıkar. Örneğin:
Frontal lob apsesi: Kişilik değişiklikleri, konuşma bozukluğu.
Temporal lob apsesi: Konuşulanı anlama güçlüğü (afazi).
Serebellar apse: Denge sorunları, yürüme bozukluğu (ataksi).
Nöbetler (%25-35 oranında görülür).
Kafa İçi Basınç Artışı Belirtileri: Bulantı, kusma, bilinç bulanıklığı ve uyuşukluk hali (letarji).
Tanı Yöntemleri
Beyin apsesi şüphesi olan bir hastada tanı için en değerli araçlar nörogörüntüleme yöntemleridir:
Kontrastlı Kranial Manyetik Rezonans (MR): Beyin apsesi tanısında altın standarttır. Apseyi, yerini, boyutunu ve etrafındaki ödemi çok detaylı bir şekilde gösterir. Tipik olarak, kontrast madde verildiğinde apse duvarının halka şeklinde parladığı “halka tarzı kontrastlanma” görülür.
Kontrastlı Kranial Bilgisayarlı Tomografi (BT): MR’ın mevcut olmadığı veya acil durumlarda daha hızlı bir seçenek olarak kullanılabilir. MR kadar hassas olmasa da apseyi ve olası komplikasyonları (beyin herniasyonu gibi) gösterebilir.
Kan Testleri: Kandaki enfeksiyon belirteçlerini (lökosit sayısı, CRP, sedimantasyon hızı) gösterebilir ancak bunlar beyin apsesine spesifik değildir.
Stereotaktik Aspirasyon: Görüntüleme eşliğinde ince bir iğne ile apsenin içine girilerek irin örneği alınmasıdır. Bu işlem hem tanıyı kesinleştirir (mikroorganizmayı tespit ederek) hem de tedavinin bir parçasını oluşturur (apsenin basıncını düşürerek).
BEYİN APSESİ NASIL TEDAVİ OLUR ?
Beyin apsesi tedavisi iki ana temelden oluşur: antimikrobiyal tedavi (antibiyotikler) ve genellikle cerrahi drenaj.
Antimikrobiyal Tedavi: Tedavinin temel taşıdır. Apseye neden olan mikroorganizma henüz belirlenmemişken, en olası patojenleri kapsayacak şekilde geniş spektrumlu antibiyotikler damar yoluyla (IV) hemen başlanmalıdır. Apse içeriğinden alınan örnekte spesifik bir mikrop üretildiğinde ise tedavi bu mikroba yönelik daha hedefe odaklı antibiyotiklerle değiştirilir. Antibiyotik tedavisi genellikle 4 ila 8 hafta gibi uzun bir süre devam eder.
Cerrahi Müdahale: Çoğu beyin apsesi için cerrahi boşaltma (drenaj) gereklidir. Cerrahi, hem apse içindeki irini boşaltarak kafa içi basıncı düşürür ve antibiyotiklerin etkinliğini artırır, hem de tanı için gerekli materyali sağlar. Fakülte yıllarında her tıp öğrencisinin duyduğu klasik cümle burada da geçerlidir “apse gördün boşalt”.
Stereotaktik Aspirasyon: Minimal invaziv bir yöntemdir. Özellikle beynin derin yerleşimli veya hassas bölgelerindeki apseler için tercih edilir. Gerekirse birden çok kez tekrarlanabilir.
Kraniyotomi ile Eksizyon: Kafatasının açılarak apsenin kapsülüyle birlikte tamamen çıkarılmasıdır. Özellikle tek, büyük ve yüzeye yakın apselerde veya aspirasyona yanıt vermeyen durumlarda uygulanır.
Sadece medikal tedavi (cerrahi olmadan) ise sadece çok küçük (genellikle <2.5 cm), erken evredeki (kapsül oluşmamış) apselerde veya cerrahi için çok riskli hastalarda düşünülebilir ve bu hastaların çok yakından takip edilmesi gerekir.
Beyin Apsesi Sık Sorulan Sorular (FAQ)
REFERANSLAR
- Brouwer, Matthijs C et al. “Brain abscess.” The New England journal of medicine vol. 371,5 (2014): 447-56.
- Patel, Kevin, and David B Clifford. “Bacterial brain abscess.” The Neurohospitalist vol. 4,4 (2014): 196-204.
- Brouwer, Matthijs C et al. “Clinical characteristics and outcome of brain abscess: systematic review and meta-analysis.” Neurology vol. 82,9 (2014): 806-13.
- Sonneville, R et al. “An update on bacterial brain abscess in immunocompetent patients.” Clinical microbiology and infection : the official publication of the European Society of Clinical Microbiology and Infectious Diseases vol. 23,9 (2017): 614-620.
tekirdağ beyin ameliyatı
İçerik Son Güncellenme Tarihi:19.11.2025
