baş ağrısı
Baş ağrısı çoğumuzun hayatında en az bir kere deneyimlediği oldukça yaygın bir şikayet. Araştırmalar, baş ağrılarının çoğunun birincil olduğunu gösteriyor; yani başka bir hastalığın belirtisi değiller.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, yetişkinlerin en az yarısı yılda bir kez baş ağrısı yaşıyor.
Baş ağrısı masum bir sızıdan çok daha fazlası, yaşam kalitesini düşürür, iş gücü kaybına yol açabilir. Çoğunluğu masum olsa da bir kısmı önemli bir hastalığın belirtisi olabilir.
“Geçer” diye önemsenmese de baş ağrısı, insanların hayatını etkileyen, üretkenliği azaltan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Onu anlamak bu sorunla başa çıkmanın ilk adımıdır.
Bu bölümde baş ağrısını ve nedenlerin inceliyoruz.
Baş Ağrısı Türleri
Baş Ağrısı Nedenleri nelerdir ?
Baş ağrıları sinir sisteminin en yaygın semptomlarından birisidir. Baş ağrısını değerlendirirken önceliğimiz ağrının dindirilmesinden ziyade altta yatan olası sebeplerin araştırılması ve bunların varlığının tespiti olmaktadır. Eğer baş ağrısının altta yatan hayatı ve kişinin fonksiyonunu tehdit eden bir klinik tablo olmadığını tespit edersek o zaman amacımız ağrının dindirilmesine yönelik tedavi yöntemlerini uygulamaya yönelmek olur. Hayatı tehdit eden olası beyin tümörleri, beyin kanamaları gibi klinik durumların varlığında ise ivedi olarak bu durumun tanısı konulması ve sonrasında doğru ve tam kapsamlı bir tedavi sürecine başlanmalıdır. Bu ağrılar ile ilgili temel nedenleri, olası tedavi yöntemlerini bölüm bölüm inceleyeceğiz. Ancak unutulmamasını istediğim önemli iki unsur mevcut. Her ne kadar teorik kalıplar mevcut olsa da her birimizin bedeni birbirinden farklıdır, ve temel doğrularla herkese hitap eden bir tıp anlayışından ziyade hastanın bireysel durumuna göre geliştirilmiş stratejiler daha doğru olacaktır, bunun için yapmanız gereken hekiminizin önerileri doğrultusunda tedavinize devam etmektir. İkinci olarak ise insanın hayatında duyabileceği en kötü cümlelerden birisi ” beyninizde bir şey var” cümlesini duymaktır. Bundan sonraki süreçte hastalarımın her zaman endişe ve paniğe kapıldığına şahit oldum, bu durumun oldukça doğal ve insani olduğunun farkında olarak, her defasında hastalarımın moral ve motivasyonunu artırma çabası taşıdım ve morali yüksek, pozitif hastalarımın tedavi süreçlerinin daha iyi verimde geçtiğini gözlemledim. Bundan dolayı hayat karşımıza bazen olumsuz tablolar getirecektir – ki dilerim hiç kimseye gelmesin- işte o anlarda kendimizin ve yakınlarımızın moralini yüksek tutabilmek için göstereceğimiz çabanın kıymeti oldukça yüksek olacaktır.
Baş ağrıları primer ve sekonder olmak üzere iki sınıfta incelenebilir. Primer baş ağrıları nedeni bilinmeyen baş ağrıları olarak değerlendirilir ve genelde masumdur. Sekonder baş ağrıları ise altta yatan organik bir bozukluğa bağlı meydana gelen baş ağrılarıdır ve altta yatan neden endişe verici olabilir. Burada önemli olan baş ağrısının nedeninin tespit edilmesi ve bu nedene yönelik gereken müdahalenin hızlı ve zamanından yapılabilmesidir. Bunun için hastanın öncelikle detaylı öyküsünün alınması ve kapsamlı muayenesinin yapılması gereklidir. Ağrının karakterini anlamak için önemli bazı sorular sorulmalıdır. Bu sorular arasında ağrının ne zaman başladığı, ağrının seyrindeki değişiklikler, ağrının nerede olduğu, ağrının artış ve azalışını etkileyen faktörler, daha önce yaşanan baş ağrılarına göre tipinin ve şiddetinin nasıl olduğu, ağrının sıklığı, yakın zamanda geçirilen bir kafa travmasının varlığı, ağrıya eşlik eden bulantı, kusma, ışık hassasiyeti gibi durumların varlığı bu sorular arasındadır.
Baş Ağrım Var Korkmalı mıyım?
Sekonder baş ağrılarını tanımlamak için bazı “kırmızı bayraklar” mevcuttur. Ateşin varlığının sorgulanması enfeksiyon bulgusuna yönlendirebilir. Bilinen bir malignite öyküsünün olması, beyinde oluşabilecek bir metastaz için önemli bir veri taşıyabilir. Nörolojik tabloda bozulmalar (örneğin, kol ve bacaklarda kuvvet kaybı, şuurda gerileme, konuşma bozukluğu, görme kaybı, şiddetli kusma atakları, epilepsi nöbetleri) durumun ciddi bir patolojiden kaynaklanabileceğini düşündürebilir. Ani başlangıçlı, çok şiddetli baş ağrıları beyinde ciddi bir patolojinin akut olarak geliştiğini düşündürebilir. Aniden başlayan, oldukça şiddetli, hastanın fonksiyonlarında kayba yol açan ve daha önce deneyimlenmeyen tarzda baş ağrıları ciddi bir sorunun göstergesi olabilir ve bu durumda acil olarak hastane başvurusu yapılması önerilmektedir. Baş ağrısının tanımlanması ve olası riskli klinik patolojilerin ekarte edilmesi tedavide önemli bir rol oynar. Bunun için ayrıntılı öykü, detaylı muayene ve hekimin gereklilik görmesi halinde tomografi, MR görüntüleme, vasküler değerlendirmeler için görüntülemeler gibi tanı araçlarına başvurulabilir.
BAŞ AĞRILARI NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Baş ağrılarını değerlendirirken öncelikle sekonder baş ağrılarından bahsetmek gerekir. Sekonder baş ağrıları temelde altta yatan bir sebebe bağlı gelişen baş ağrılarıdır. Bu sebepler arasında beyin kanamaları, primer beyin tümörleri, beyine metastazlar, menenjit, damar hastalıkları, inme, enfeksiyöz ya da enflamatuar süreçler yer alabilir. Bu ciddi klinik durumların uygun ve erken tedavisinin sağlanması hasta için oldukça önem arz edeceğinden bu klinik tabloların öncelikle değerlendirilmesi ve ekarte edilmesi çok değerlidir. Bu tabloların saptanması halinde erken ve etkin tıbbi tedaviye başvurulması oldukça önemlidir. Bu tabloların saptanmadığı durumlarda primer baş ağrılarında ağrının sıklığını, şiddetini azaltmaya yönelik tıbbi tedavi yöntemleri uygulanmalıdır.
REFERANSLAR
- Ran, Ye et al. “Global burden of headache disorders: innovations, disparities, and priorities for action.” The Lancet. Neurology vol. 24,12 (2025): 988-989.
- “Headache Classification Committee of the International Headache Society (IHS) The International Classification of Headache Disorders, 3rd edition.” Cephalalgia : an international journal of headache vol. 38,1 (2018): 1-211.
İçerik Son Güncellenme Tarihi:16.11.2025
