atipik yüz ağrısı
Atipik Yüz Ağrısı (Persistan idiyopatik yüz ağrısı) nedir ?
Yüzünüzde, aylardır hatta yıllardır devam eden, bir türlü tam olarak tarif edemediğiniz, sürekli ve rahatsız edici bir ağrı mı var? Defalarca doktora, diş hekimine gitmenize rağmen tüm filmleriniz, testleriniz normal mi çıkıyor? Ağrınız, Trigeminal Nevralji gibi bilinen nevraljilerin keskin, şok benzeri ataklarına uymuyor mu? Eğer bu sorular size tanıdık geliyorsa, yüz ağrılarının en gizemli ve en zorlu türlerinden biri olan ve modern tıpta “Persistan İdiyopatik Yüz Ağrısı” (PIFP) olarak adlandırılan durumla karşı karşıya olabilirsiniz. Eski adıyla “Atipik Yüz Ağrısı” olarak bilinen bu sendromu, bilimsel kanıtlar ışığında daha yakından tanıyalım.
“Atipik Yüz Ağrısı” terimi, aslında geçmişte, bilinen diğer yüz ağrısı kategorilerine (Trigeminal Nevralji, küme baş ağrısı, diş kaynaklı ağrılar vb.) uymayan tüm ağrıları tanımlamak için kullanılan bir “çöp sepeti” terimiydi. Ancak tıp bilimi ilerledikçe, bu durumun kendine özgü özellikleri olan gerçek bir sendrom olduğu anlaşıldı ve Uluslararası Baş Ağrısı Derneği (IHS) tarafından “Persistan İdiyopatik Yüz Ağrısı” (PIFP) olarak yeniden isimlendirildi.
PIFP’nin tanımı şu kriterlere dayanır:
Süreklilik: Ağrı, günün büyük bir bölümünde veya her gün mevcuttur (günde en az iki saatten fazla) ve 3 aydan uzun sürer.
Tanımlama Zorluğu: Ağrı genellikle “derin”, “sıkıcı”, “yanıcı”, “zonklayıcı” veya “kemirici” gibi kelimelerle tarif edilir. Keskin ve şok benzeri ataklar tipik değildir.
Lokalizasyon: Yüzün bir bölgesinde başlar ancak zamanla yayılabilir. Belirgin bir sinir dağılımına (Trigeminal Nevralji‘de olduğu gibi) uymaz.
Dışlama Tanısı: Yapılan nörolojik muayeneler, görüntüleme yöntemleri (MR, BT) ve diğer testlerde ağrıyı açıklayacak herhangi bir patoloji (tümör, enfeksiyon, sinir hasarı vb.) bulunamaz.
Genel popülasyondaki prevalansının %0.03 ile %1 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Kadınlarda erkeklere göre belirgin şekilde daha sık görülür. Genellikle orta yaşlarda (30-50 yaş arası) başlar.
PIFP’nin adındaki “idiyopatik” kelimesi, kesin nedeninin bilinmediği anlamına gelir. Bu, ağrının “psikolojik” olduğu anlamına gelmez; daha ziyade, mevcut teknolojiyle tespit edilemeyen karmaşık bir mekanizması olduğunu gösterir. En güçlü teori, bunun bir merkezi sinir sisteminde bir bozulma olduğudur.
Merkezi Sensitizasyon: Bu teoriye göre, beyin ve omurilikteki ağrı işleme merkezleri aşırı hassas hale gelir. Normalde ağrılı olmayan sinyalleri bile ağrı olarak yorumlamaya başlarlar ve ağrı sinyallerini anormal şekilde güçlendirirler. Bu durum, ağrının neden sürekli ve yaygın olduğunu açıklayabilir.
Tetikleyici Faktörler: PIFP hastalarının önemli bir kısmında, ağrının başlangıcı küçük bir yüz travması, sinüs cerrahisi veya bir diş tedavisi (kanal tedavisi, diş çekimi gibi) ile ilişkilendirilir. Bu prosedürlerin doğrudan bir hasara neden olmaktan çok, yatkın kişilerde merkezi sensitizasyon sürecini “tetiklediği” düşünülmektedir.
Psikososyal Faktörler: PIFP’nin kendisi psikolojik bir hastalık olmasa da, depresyon, anksiyete ve stres gibi durumlar bu hastalarda daha sık görülür. Bu durumların ağrıyı başlattığı düşünülmemektedir; ancak mevcut bir ağrıyı şiddetlendirebileceği, ağrıyla başa çıkmayı zorlaştırabileceği ve tedaviyi olumsuz etkileyebileceği bilinmektedir.
Atipik Yüz Ağrısı Tanısı Nasıl Konulur ?
PIFP, bir “dışlama tanısıdır”. Yani doktorunuz, ağrıya neden olabilecek diğer tüm olasılıkları eledikten sonra bu tanıya ulaşır. Bu süreç hasta için de hekim için de sinir bozucu ve uzun olabilir.
Atipik Yüz Ağrısında Tedavi Seçenekleri Nelerdir ?
PIFP’nin tedavisi zordur ve genellikle tek bir yöntemle tam başarı sağlanamaz. En iyi yaklaşım, farklı tedavileri birleştiren multidisipliner bir yaklaşımdır.
Standart ağrı kesiciler (NSAID’ler) ve opioidler genellikle etkisizdir ve uzun süreli kullanımları önerilmez.
Antidepresanlar: Tedavinin temel taşını oluştururlar. Özellikle amitriptilin gibi trisiklik antidepresanlar, düşük dozlarda bile beyindeki ağrı modülasyon yolları üzerinde etkili olarak ağrıyı azaltabilir (7, 8). SNRI grubu ilaçlar (duloksetin, venlafaksin) da etkili alternatiflerdir (8).
Antikonvülzanlar: Gabapentin ve pregabalin gibi nöropatik ağrı ilaçları, bazı hastalarda antidepresanlarla kombine olarak kullanılabilir (2).
Psikolojik ve Davranışsal Terapiler
Bu tedaviler ağrının “psikolojik” olduğu anlamına gelmez, aksine kronik ağrıyla yaşamayı ve başa çıkmayı öğretmeyi hedefler.
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Hastanın ağrı hakkındaki olumsuz düşünce kalıplarını değiştirmesine, gevşeme teknikleri öğrenmesine ve ağrıya rağmen işlevselliğini artırmasına yardımcı olur. Kronik ağrı yönetiminde etkinliği kanıtlanmıştır.
Farkındalık ve Gevşeme Egzersizleri: Stresi azaltarak ağrı algısını olumlu yönde etkileyebilir.
Girişimsel Yöntemler ve Diğer Tedaviler
Fizik Tedavi: Bazı hastalarda nazik masaj ve germe egzersizleri faydalı olabilir.
Nöromodülasyon: Motor korteks stimülasyonu gibi daha ileri beyin stimülasyonu teknikleri, diğer tüm tedavilerin başarısız olduğu çok dirençli vakalarda denenebilir, ancak PIFP’deki etkinliği henüz net değildir.
Sinir Blokları: Genellikle etkisizdir ve tanısal amaçlar dışında pek önerilmez.
Sık Sorulan Sorular (FAQ)
REFERANSLAR
- “Headache Classification Committee of the International Headache Society (IHS) The International Classification of Headache Disorders, 3rd edition.” Cephalalgia : an international journal of headache vol. 38,1 (2018): 1-211.
- Forssell, H et al. “An update on pathophysiological mechanisms related to idiopathic oro-facial pain conditions with implications for management.” Journal of oral rehabilitation vol. 42,4 (2015): 300-22.
- Benoliel, Rafael, and Charly Gaul. “Persistent idiopathic facial pain.” Cephalalgia : an international journal of headache vol. 37,7 (2017): 680-691.
- Zakrzewska, J M. “Differential diagnosis of facial pain and guidelines for management.” British journal of anaesthesia vol. 111,1 (2013): 95-104.
