ankilozan spondilit
Ankilozan Spondilit Nedir? Nasıl Bel Ağrısı Yapar?
Bel ağrınız dinlenince değil, tam tersine hareket edince azalıyorsa, gecenin bir yarısı veya sabaha karşı, sizi uykudan uyandıran bir sırt ve kalça ağrısıyla, adeta “kaskatı kesilmiş” bir halde mi uyanıyorsanız bu durum bir bel fıtığı ağrısı olmayabilir. Bu “iltihabi bel ağrısı” olarak bilinen ve genellikle 40 yaşından önce başlayan ağrılar, basit bir mekanik bel ağrısından çok daha fazlasının, vücudun kendi iskelet sistemine saldırdığı kronik bir romatizmal hastalığın, yani Ankilozan Spondilit‘in ilk habercisi olabilir. Bu yazıda, bu hastalığın ne olduğunu, genetik mirasımızın bu hastalıktaki rolünü, belirtilerini ve tedavi yöntemlerini inceleyeceğiz.
Ankilozan Spondilit, temel olarak omurgayı ve özellikle de omurganın leğen kemiğiyle birleştiği sakroiliak eklemleri hedef alan, kronik, ilerleyici ve iltihaplı (enflamatuar) bir romatizma türüdür. Hastalık, “spondyloartrit” adı verilen bir hastalık grubunun en bilinen üyesidir. Bağışıklık sisteminin, omurgadaki bağların kemiğe yapıştığı yerleri (entezis) ve eklemleri yabancı bir madde gibi algılayıp onlara saldırmasıdır. Bu saldırı, bu bölgelerde kronik bir iltihaba neden olur. Vücut, bu iltihabı onarmaya çalışırken, adeta bir yaranın yanlış iyileşmesi gibi, anormal bir şekilde yeni kemik dokusu üretir. Zamanla, bu yeni kemik oluşumları omurları ve bağları birbirine köprüleyerek, omurganın esnekliğini kaybetmesine ve tek, katı bir sütun haline gelmesine, yani “ankiloz” (kaynaşma/donma) olmasına yol açabilir.
Ankilozan Spondilit Nedenleri: Genetik Miras ve Tetikleyiciler
AS’nin kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, ortaya çıkmasında genetik faktörlerin çok güçlü bir rol oynadığı bilinmektedir.
HLA-B27 Geni: Hastalığın gelişimindeki en önemli ve en iyi bilinen genetik risk faktörü, HLA-B27 adlı bir gendir. Ankilozan Spondilit hastalarının, özellikle beyaz ırkta, %90-95‘i bu genetik belirteci taşır. Ancak bu, denklemin sadece bir parçasıdır. HLA-B27 geni pozitif olan her bireyde AS gelişmez; aslında bu geni taşıyanların sadece %1-5’i hasta olur. Bu durum, genetik bir yatkınlık üzerine, henüz tam olarak anlaşılamayan çevresel bir faktörün (belki bir bağırsak enfeksiyonu gibi) bağışıklık sistemini yanlış bir şekilde tetiklediği teorisini güçlendirmektedir.
Ankilozan Spondilit: Genç Erkeklerin Hastalığı
Genel popülasyonda görülme sıklığı yaklaşık %0.1 ila %1.4 arasında değişmektedir. Tipik olarak sinsi bir şekilde geç ergenlik veya erken yetişkinlik döneminde başlar. Belirtilerin başlangıcı genellikle 20’li ve 30’lu yaşlardır ve 45 yaşından sonra başlaması çok nadirdir. Hastalık, erkeklerde kadınlara göre yaklaşık 2 ila 3 kat daha sık görülür. Ayrıca erkeklerde hastalığın omurgayı etkileyerek ilerleme ve kamburluğa yol açma eğilimi daha fazladır.
Belirtiler: Sadece Bir Bel Ağrısından Çok Daha Fazlası
Ankilozan spondilit tanısını geciktiren en önemli neden, belirtilerinin başlangıçta basit bir bel ağrısı ile karıştırılmasıdır. Ancak bu ağrı, mekanik ağrıdan çok farklı, kendine özgü bir yapıya sahiptir. Enflamatuar (İltihabi) Bel Ağrısı kendine özgü özellikler taşır.
Ağrı genellikle 40 yaşından önce, yavaş yavaş başlar.
En tipik özelliği istirahatle kötüleşmesidir. Ağrı, uzun süreli hareketsizlik sonrası, özellikle gecenin ikinci yarısında veya sabaha karşı artar ve hastayı uykudan uyandırabilir.
Mekanik ağrının aksine, Ankilozan Spondilit ağrısı ve sabah tutukluğu hareket ettikçe, egzersiz yaptıkça veya sıcak bir duşla belirgin şekilde azalır.
Hastalar sabahları yarım saatten uzun süren, omurga tutukluğu hissederler ve bu tutukluğun zaman geçtikçe azaldığından bahserler.
Omurganın Ötesindeki Belirtiler
Ankilozan Spondilit, sadece bir omurga hastalığı değildir; sistemik, yani tüm vücudu etkileyebilen bir durumdur. En sık görülen omurga dışı belirtiler şunlardır:
Akut Anterior Üveit: Gözün ön kısmında, ağrı, kızarıklık ve bulanık görme ile karakterize ani iltihap ataklarıdır. AS hastalarının %25-40’ı hayatlarının bir döneminde bu durumu yaşar ve bazen hastalığın ilk belirtisi olabilir.
Entezit: Topuk (Aşil tendiniti, plantar fasiit), göğüs kemiği veya leğen kemiği gibi, bağların kemiğe yapıştığı yerlerde ağrı ve hassasiyet oluşabilir.
Periferik Artrit: Kalça ve omuz gibi büyük eklemlerde veya daha nadiren el ve ayaklardaki küçük eklemlerde ağrı ve şişlik gelişebilir.
İnflamatuar Bağırsak Hastalığı (Crohn, Ülseratif Kolit) ve Sedef Hastalığı (Psoriasis): Bu hastalıklar Ankilozan Spondilit hastalarında normal popülasyona göre daha sık görülür.
Ankilozan Spondilit Tedavisi
Yakın zamana kadar Ankilozan Spondilit tedavisinin amacı, sadece ağrıyı yönetmek ve deformiteleri engellemeye çalışmaktı. Ancak son 20 yılda biyolojik ilaçların keşfi, tedavi felsefesini kökten değiştirmiştir. Günümüzdeki modern tedavinin amacı, sadece semptomları kontrol etmek değil, altta yatan iltihabi yangıyı söndürmek, hastalığın ilerlemesini durdurmak ve omurgadaki kalıcı yapısal hasarı önlemektir.
Tedavinin Temeli: Egzersiz ve Fizik Tedavi
Bu, Ankilozan Spondilit tedavisinin en önemli parçasıdır. İlaçlar ne kadar etkili olursa olsun, egzersiz olmadan tedavi eksik kalır. Amaç, omurganın ve eklemlerin esnekliğini korumak, kasları güçlü tutmak, duruşu düzeltmek ve omurganın “donmasını” engellemektir. Özellikle yüzme ve postür egzersizleri çok faydalıdır.
İlk Basamak İlaçlar: Non-Steroid Anti-İnflamatuar İlaçlar
İbuprofen, naproksen, diklofenak gibi ilaçlar, Ankilozan Spondilit tedavisinde basit bir ağrı kesiciden daha fazlasıdır. Düzenli ve yeterli dozda kullanıldıklarında, iltihabı baskılayarak hem ağrıyı ve tutukluğu giderirler hem de bazı çalışmalara göre hastalığın radyolojik ilerlemesini yavaşlatabilirler. AS hastalarının büyük çoğunluğu bu ilaçlara çok iyi yanıt verir (9).
Biyolojik Ajanlar: Oyunu Değiştiren Tedaviler
Non steroid anti inflamatuar ilaçlara yeterli yanıt vermeyen veya hastalığı çok aktif seyreden hastalar için biyolojik DMARD’lar (Hastalığı Modifiye Eden Anti-romatizmal İlaçlar) bir devrim yaratmıştır.
TNF-alfa İnhibitörleri: Bu gruptaki ilaçlar (infliximab, adalimumab, etanercept vb.), Ankilozan Spondilitteki iltihabi sürecin anahtar moleküllerinden biri olan Tümör Nekroz Faktörü-alfa’yı (TNF-α) hedef alarak bloke ederler. Bu ilaçlar, iltihabı çok güçlü bir şekilde baskılayarak ağrı ve tutukluğu hızla giderir, yaşam kalitesini artırır ve en önemlisi, omurgadaki yapısal hasarın ilerlemesini durdurma potansiyeline sahiptirler.
IL-17 İnhibitörleri: Daha yeni bu biyolojik ilaçlar, iltihap yolaklarındaki bir başka önemli molekül olan İnterlökin-17’yi (IL-17) hedef alırlar ve TNF inhibitörleri kadar etkili oldukları kanıtlanmıştır.
Cerrahi Tedavi (Son Çare)
Cerrahi, sadece çok seçilmiş ve ileri evre hastalarda düşünülür. İleri derecede kamburluk (kifoz bölümümüze bakabilirsiniz) gelişen hastalarda düzeltici omurga osteotomileri veya kalça ekleminin tamamen harap olduğu durumlarda kalça protezi ameliyatları gerekebilir.
Ankilozan Spondilit Sık Sorulan Sorular (FAQ)
REFERANSLAR
- Braun, Jürgen, and Joachim Sieper. “Ankylosing spondylitis.” Lancet (London, England) vol. 369,9570 (2007): 1379-1390.
- Sieper, Joachim et al. “Concepts and epidemiology of spondyloarthritis.” Best practice & research. Clinical rheumatology vol. 20,3 (2006): 401-17.
- Sieper, J et al. “Ankylosing spondylitis: an overview.” Annals of the rheumatic diseases vol. 61 Suppl 3,Suppl 3 (2002): iii8-18.
- Taurog, Joel D et al. “Ankylosing Spondylitis and Axial Spondyloarthritis.” The New England journal of medicine vol. 374,26 (2016): 2563-74.
- Dean, Linda E et al. “Global prevalence of ankylosing spondylitis.” Rheumatology (Oxford, England) vol. 53,4 (2014): 650-7.
- van der Heijde, Désirée et al. “2010 Update of the international ASAS recommendations for the use of anti-TNF agents in patients with axial spondyloarthritis.” Annals of the rheumatic diseases vol. 70,6 (2011): 905-8.
- Binh, Bui Hai et al. “Current Status of Biological Treatment in Ankylosing Spondylitis Patients and Some Related Factors.” Materia socio-medica vol. 35,3 (2023): 222-227.
- van der Heijde, Désirée et al. “2016 update of the ASAS-EULAR management recommendations for axial spondyloarthritis.” Annals of the rheumatic diseases vol. 76,6 (2017): 978-991.
- Baeten, Dominique et al. “Secukinumab, an Interleukin-17A Inhibitor, in Ankylosing Spondylitis.” The New England journal of medicine vol. 373,26 (2015): 2534-48.
