Ağrıyı Anlamak ve Dindirmek

Ağrıyı Anlamak ve Dindirmek

Konuşmada, bir nöroşirürjiyenin günlük pratiğinde belki de en sık duyduğu kelime olan “ağrı”yı; sadece bir semptom değil, biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutları olan karmaşık bir deneyim olarak ele alıyorum. Akut ve kronik ağrı arasındaki farkları, kronik ağrının güncel literatürde giderek bağımsız bir hastalık olarak kabul edilmesini ve bel-boyun ağrısı gibi sorunların hem bireysel hem de toplumsal düzeyde oluşturduğu yükü tartışıyorum.

Sunum boyunca, basamaklı ağrı tedavisi yaklaşımında nöroşirürjinin nereye oturduğunu; hangi hastada konservatif yöntemlerin, hangi hastada minimal invaziv girişimlerin, hangi hastada ise cerrahi tedavinin ön plana çıkması gerektiğini klinik örnekler üzerinden anlatıyorum. Mikroskopik ve minimal invaziv omurga cerrahisinden girişimsel ağrı tedavilerine ve nöromodülasyon seçeneklerine uzanan geniş bir yelpazede, hasta seçimi, zamanlama, risk–fayda dengesi ve etik sorumluluklar üzerinde duruyorum.

“Ağrıyı dindirmek ilahi bir sanattır” cümlesinden yola çıkarak, sadece görüntüleme bulgularına değil, hastanın hikâyesine, beklentilerine ve yaşam kalitesine odaklanan bütüncül bir bakış açısının neden vazgeçilmez olduğunu vurguluyorum. Eğer nöroşirürji pratiğinde ağrıya yaklaşımın felsefesini, güncel bilimsel verilerle harmanlanmış klinik pratiğini ve karar verme süreçlerini merak ediyorsanız, bu konuşma tam size göre.

Video içeriğimizde öncelikle insanlığın tarihsel süreçten bugüne ağrıyı nasıl anladığını ve anlamladırdığını inceliyoruz. Ağrıyı tarihsel süreçte insanlık ruhsal bir bozukluk, tanrıların ve kötü ruhların bir sonucu olarak anlayan süreçten geçmiştir. Sonrasında ise ağrının tamamen bir mekanik süreç olarak yorumlandığı bir süreç yaşanmıştır. Bugün artık biliyoruz ki ağrı mekanik öğeler taşıyan ancak psikososyal etmenlerden etkilenen ve hatta onları etkileyen kompleks bir durumdur.

Sonrasında İnsanın ağrıyı nasıl anladığını, ağrının mekanizmalarını inceliyoruz. Tüm bunlara ek olarak ağrı tedavilerinde psikososyal yönlerin etkilerini inceliyoruz. Ağrının insan algısına etkilerini ve insanın algılayış biçiminin ağrıdaki rollerini değerlendiriyoruz. Depresyon ve ağrı arasındaki ilişkinin rolünü, bir hastanın ağrısının geçeceğine dair iyimserliğinin ağrıyı algılama şiddetindeki etkisini değerlendiriyoruz.Burada belirtmem gerekir ki ağrı yönetim süreçlerinde en önemli unsurlardan birisi olan psikolojik durumumuz ve ağrıyı algılama biçimimiz tedavinin bir ana unsuru olarak yer tutmaktadır. Ağrı yalnızca bir semptom değil içeriğinde psikososyal yönler olan önemli bir süreçtir. 

Son olarak da Beyin ve Sinir Cerrahisinde ağrı yönetimi seçeneklerini, bu seçeneklerin çeşitliliğini ve tedavi seçeneklerimizin ne denli çeşitli olabileceğini ve gelecekte uygulanabilecek yenilikçi ağrı tedavilerini konuşuyoruz.

Ağrının dününden yarınına tarihsel sürecini ele aldığımız bu keyifli yayın bakış açınızı yeniden şekillendirecek.

Ülkemizin en büyük dijital Nöroşirürji arşivi, İzmir Online Nöroşirürji ailesine, bu denli önemli bir konunun anlatımında beni davet ettikleri için teşekkürlerimi sunuyorum.

Huzurlu, mutlu, sağlıklı günler dilerim.